Haberler

BASIN AÇIKLAMASI "PANDEMİNİN AĞIR SONUÇLARININ SORUMLULARINI BİLİYORUZ"

 Pandeminin Ağır Sonuçlarının Sorumlularını Biliyoruz

 

“Türkiye, en başından itibaren bu hastalıkla ilgili gelişmeleri yakından izlemiş, tedbirlerini de süratle alarak hayata geçirmiştir. (…) Özellikle, son 17 yılda ülkemizin temel hizmet alanlarında ve altyapısında gerçekleştirdiğimiz büyük dönüşüm sayesinde hamdolsun Türkiye, bu sürece olabilecek en hazırlıklı şekilde yakalanmıştır.” - R. Tayyip Erdoğan, 18.03.2020

Dünya Sağlık Örgütü’nün koronavirüs pandemisini ilan ettiği ve Türkiye’de ilk COVID-19 vakasının açıklandığı 11 Mart 2020’den bu yana iki yıl geçti.

On dört buçuk milyon vakayla dünyada dokuzuncu sırada yer alan Türkiye salgını en ağır yaşayan ülkelerden.

Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı resmi rakamlara göre bile vefat sayısı 95 binin, gerçek rakamlar ise 250 binin üzerinde.

Her biri bir can.

Her biri bir insan.

Her biri bir anne, bir baba, bir eş, bir dost, bir arkadaş, bir sevgili, bir çocuk!  

Her birinin acısını yüreğimizde taşıyoruz. 

Korunması ve önlenmesi mümkün olan bir hastalık yüzünden öldüler.

Bu dönemde neler oldu:

SALGIN değil ALGI yönetimine çalışıldı, salgından “başarı hikayesi” çıkarıp siyasi rant hedefiyle politikalar üretildi.

Salgının başlarında maske sıkıntısı yaşanırken, devamında aşılar vatandaşlarla zamanında buluşturulamadığı gibi aşı tereddüdüne neden olacak söylemler ile aşı karşıtlığının da önü açıldı.

İlk günden beri gerçekleri gizleyen ve çarpıtan, yanlış yürütülen sağlık politikaları hayata geçirildi.

Eksik, yanlış, tutarsız salgın yönetimi hayatları karatmaya devam etti.

Alınmayan önlemler, uygulanmayan tedbirler ve bilim insanlarının, meslek örgütlerinin, uzmanlık derneklerinin, sağlık emek örgütlerinin uyarılarına kulak tıkandı.

Temel, zorunlu, acil mal ve hizmet üreten işler dışında bütün işlerde çalışmanın durdurulması ve ekonomik destek çağrılarına rağmen “Çarklar dönecek, üretim sürecek!” ısrarı ile salgın devam etti; destek sermayeye, açlık emekçiye düştü.

Salgın tabii ki bitecek. Bu günlere nasıl gelindi kısa özeti budur. 

Sorumluları biliyoruz!

Biliyoruz ve unutmuyoruz.

Unutmuyoruz ve affetmiyoruz!

Sevgi, Özlem, Yas ve Öfke ile..  

KAMUOYUNA 

 

Hekimler olarak sorunlarımızı hem Sağlık Bakanımız aracılığı ile iktidarla, hem de kamuoyuyla defalarca paylaştık. Ancak, biz taleplerimize olumlu bir yaklaşım beklerken yapılan açıklama ile beklentimizin hiçbir karşılığı olmadığını görüyoruz.

'Beni Türk hekimlerine emanet ediniz'diyen bakış açısından, 'Varsın gidiyorlarsa gitsinler'diyen bakış açısına gelmiş olmak; 100'ncü yılına geldiğimiz Cumhuriyetimiz açısından çok üzücü bir durumdur.

Açıklama onurumuzu zedelemiştir. Ancak daha üzücü olan Cumhuriyetimiz adına gelinen noktadır. Aklın ve bilimin yerine; popülizmi, ötekileştiren ve hamaseti koyan bu açıklama kabul edilemez.

Biz hekimler 100 yıl sonra da halkımızın sorunlarıyla uğraşıyor olacağız ve ancak biliyoruz ki; bu anlayış tarihin tozlu sayfalarında yerini alacaktır.

Kamuoyuna saygılarımızla,



Zonguldak Dişhekimleri Odası

          Yönetim Kurulu 

Giriş Formu